Ege’nin Meşhur Sardalye’sine Ne Oldu?

Hamsi Karadeniz’de ne kadar meşhursa, Sardalye’de Ege’de o kadar meşhurdur. Lakin bir zamanlar özellikle Kuzey Ege’de bolca avlanan Sardalye’nin son iki sezondur varlığından haber yok! “Ege’nin Sardalye’si tarihe mi karışıyor?” sorusuna yanıt vermek için akademisyen olmaya da gerek yok!

1990’ların başlarında Karadeniz’de yaşanan Hamsi kıtlığı sonrası Ege’ye göç eden ve birçoğu geri dönmek yerine Ege’nin muhtelif sahil kentlerine yerleşen Gırgır balıkçılarımız; yöremizde 25 yıldır Sardalye avcılığı yapıyor. Üstelik Karadeniz, Marmara Denizi ile İstanbul ve Çanakkale boğazlarında yasak olan ışık avcılığı yöntemiyle…

Türkiye’de tıpkı ‘Cambaza bak cambaza’ hikâyesinde olduğu gibi herkes Trol’ü işaret ediyor. Ama… Hiç kimse Gırgır tekneleriyle gece yapılan ışık ile avcılığını tartışmıyor. Örneklemek gerekirse; “Komşumuz Yunanistan’da Gırgır tekneleri ışık avcılığında nasıl bir yöntem uyguluyor?” sorusunu nedense hiç kimse sormuyor.

Her şeye rağmen 3/1 Nolu tebliğ çerçevesinde 8000 Watt olarak belirtilen ışık üst limit değerine riayet eden balıkçılarımıza yönelik hiç bir itirazım yok! Ancak 8000 Watt limitine uyulmadığı, bir teknenin birden fazla ışık teknesi kullandığı ve yasak zamanlarda da dip lambası ile avcılık yapıldığı yönünde sayısız iddialar gelmiyor değil kulağımıza…

Öte yandan tıpkı Karadeniz’de ki Hamsi avcılığında olduğu gibi, yıllarca para etmediği zamanlarda dahi; döküleceğini ya da yok pahasına yem fabrikalarına satılacağını bile bile kamyonlar dolusu yakalanarak heba edilen sardalye balıklarını unutmak mümkün mü?

Sözün özü; “Sardalye neden eskisi gibi bol değil?” sorusuna aradığımız cevap açık ve nettir. Sardalye istisnadır. Zira denizlerimizde eskiye nazaran birçok balık türümüzde azalma hatta yok olma tehlikesi söz konusudur.

Bu noktada gelecek nesillere miras bırakacağımız denizlerimizi korumak, kollamak ve yaşatmak adına sürdürülebilir balıkçılık yapmamız elzemdir. Bunun içindir ki; denizlerimizde avlanması serbest olan her türden balık için kota belirlenmesini ve her tekne başına avlanma kotasının olması gerektiğini savunuyorum yıllardır.

Ayrıca kanunlara riayet etmediğimiz, yasa dışı avcılıkla yeterince savaşmadığımız, bilinçli avcılık yapmadığımız, aşırı avcılığı önleyemediğimiz, pazar organizasyonunu yaparak arz talep dengesini kuramadığımız ve en önemlisi bir balığın avlanmadan önce en az bir defa yumurta vermesine izin vermediğimiz sürece uyguladığımız balıkçılık sisteminin Nasrettin Hoca’nın bindiği dalı kesmesinden farkı yoktur.

Yazar: Hasan Eser

DenizHaberci

DenizHaberci | Denizcilik Haberleri ve Köşe Yazıları

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir